Heykeli dikilen iş; Hamallık

Tahtakalede hamal olmak kolay değil…Hem de hiç kolay değil… Kürt illerinden gelen birçok insan Tahtakale’de hamallık yaparak geçimini sağlıyor. Üstelik hamallık o kadar zor bulunabilen bir iş ki, işi olan sevinçli…Senelerdir bu iş dışında bir iş yapmayanlar bile var.

Zaro Ağa’yı herkes bilmez, 157 yaşında vefat etmiş ve dünyanın en uzun yaşayan insanı ünvanına sahip. Genç yaşta Kürt illerinden İstanbul‘a gelmiş, İstanbul‘a ilk geldiğinde hamallık yapmış, daha sonra hamallık teşkilatını kurmuş. O zamanlar hamal olmak için, Zaro Ağa‘dan izin almak dışında, herhangi bir izin almanıza gerek yoktu. Zaro Ağa öleli tam seksen yıl oldu. Şimdi ondan geriye bir heykeli bir de hamallık mesleği kalmış. Peki o günden bugüne hamallık tarihinde ne değişti, Tahtakale’ye gemilerle gelen yükün artık kamyonetlerle gelmesi dışında pek bir şeyin değiştiğini söylemek mümkün görünmüyor.

Tahtakaleye ilk girdiğinizde sizi kalabalık sokaklar, esnaf bağırışları, pazarlık yapan insanların içinde, sırtlarında yüz kiloyu aşkın yüklerle hamallar karşılar. Hamallık artık bir meslek halini almış ve hatta kendi içinde rütbeleri olan bir yapıya dönüşmüş. Genellikle Kürt illerinden  gelen, geçim kaynağı olmadığı için veya iş bulamadığı için burada hamallık yapan insanlar, artık teşkilatlanmış, hatta kendi mafyasını kurmuş hamallık işinde, kendilerine yer bulabildikleri için seviniyorlar. Çünkü Tahtakalede hamal olmak öyle düşünüldüğü gibi kolay değil. Öncelikle diğer bütün işlerde olduğu gibi bu işte de bir tanıdığınız olmalı, daha sonra çalıştığınız yer için belli bir miktar para ödemelisiniz. Hamallar kendi aralarında buna, hava parası veya yer parası diyor. Hava parası 5 bin liradan başlıyor. Yani hamal olmak için, önce belli bir miktar paranızın olması lazım.

Hamallık artık kendi içinde teşkilatlanmış ve örgütlenmiş bir yapıya sahip

Hamalların, hamallık yaptığını gösteren kendi adlarına hazırladıkları kartları ve kendi isimlerinde dernekleri var.  Kendi aralarında rütbeleri olan hamalların aynı zamanda çalıştıkları bölgelerin de isimleri var. Bu isimler, Şekerciler Bölüğü, 34’üncü Bölük, Tekstilciler Bölüğü gibi eskiden beri kullanılan ve hala devam eden isimler. Tahtakale’deki hamalların kendi bölgeleri dışındaki bir bölgede yük indirip bindirmeleri ve taşımaları yasak. Herkes kendi bölgesindeki yükten sorumlu. Bir bölgeden bir başka bölgeye yük taşıyorsanız, diğer bölgenin sınırları içerisine girdiğinizde yükünüzü bir diğer hamal grubuna teslim etmeniz gerekiyor. Yani sizin anlayacağınız sistemde kendilerine yer bulamayan bu insanlar kendi sistemlerini yaratmışlar. Devletin kendilerine yük olması yerine, kendi yükünü sırtlamayı seçmişler.

400 metre öteden yük getiriyoruz. İş olursa günlük 60-70 lira  kazanıyorum.

Semer denilen sırtlıklarla yüzelli kiloya yakın yükü sırtlarında taşıyan hamalların herhangi bir sağlık güvencesi yok. Hastalandıklarında, hastane masraflarını kendi ceplerinden karşılıyorlar. Ayrıca işlerinin herhangi bir güvenceside yok. Tek güvenceleri kendi aralarındaki ve esnaf arasındaki ilişki olan bu insanlar her an işlerini kaybedebilecekleri endişesi içerisindeler. Bütün bunlara rağmen, geçinmek için bu işi yapmak zorunda olduklarını çünkü iş bulmanın ve geçinmenin, günümüz şartlarında çok zor olduğunu söylüyorlar.

Halil Tekin

Hamallığı meslek edinen ve geçimini yıllardır bu işten sağlayan insanlar var. Bazıları yirmi yıldan fazladır hamallık yapıyor. Bunlardan biri de Halil Tekin, yirmi üç yıldır bu işi yaptığını söyleyen Tekin, 1991 yılında, köydeki evini toplayıp, İstanbul‘a göç etmek zorunda kalmış. İlk geldiğinde Büyük Ada’da bu işe başladığını söylüyor. O zamanlar bu işten, şimdiye göre daha çok parakazandığını söyleyen Tekin, adeta hayatın diğer bütün alternatiflerini unutarak, ”Eskiden daha kolay ve kazançlıydı bu iş, şimdi buralara arabalar da girmiyor. 400 metre öteden yük getiriyoruz, semerimiz olmasa yük taşımak zor olur. İş olursa ben günlük 60-70 lira  kazanıyorum. Şimdi el arabalarımız da var, çok ağır yükleri bunlarla taşıyoruz. Eskiden bu arabalar yoktu. Bu arabaları da kendi aramızda para biriktirip alıyoruz. Kendi el arabalarımız  var, semerlerimiz var, bir de kamyon çağırıyoruz ve şoföre de para veriyoruz günün sonunda kişi başına 60-70 lira gibi bir para kalıyor. Bu işin herhangi bir sosyal güvencesi de yok. Aramızda tarım bağ-kuru yapanda var, başka bir dükkanda kendisini çalışır gibi gösterip, kendi sigorta parasını cebinden ödeyende var. Çoğu bunu bile yapamıyor, bu parayla ancak geçiniyorsun çünkü” diyor.

Otuz yaşındayım evliyim ve üç çocuğum var. 50 kilodan 200 kiloya kadar yük taşıyorum

Sadece 34’üncü meydan bölüğünde 167 kişi çalışıyor. Hamallar kendi aralarında belli bir hiyerarşik sistem kurup rütbeler belirlemişler. Aralarında en rütbelisi kahya, kahyalar bütün bir bölgeyi kontrol eder ve çift yevmiye alır. Kahya olmak için çevredeki esnaf ve dükkan sahipleriyle aranızın iyi olması lazım. Kahya’dan sonra Kesedar geliyor, Kesedar Kahyanın yardımcılığını yapıyor. Onun altındaki rütbede de Bölükbaşı var, Bölükbaşı bütün bir bölüğü kontrol ediyor. Onun da bir altında Kolbaşı var.  Kolbaşı da hamalları alıp yükün taşınacağı yere götürüyor, yük indirme bindirme işini kontrol ediyor ve onlarla birlikte geri geliyor. Bir de Köşe Kolbaşı var, onlar da parayı topluyor ve giden geleni yazıyor.

Cemal Gedik

Henüz çocuk yaşta hamallığa başlayıp hala devam eden bu işten kazandığı parayla evlenen ve evini geçindiren, üç çocuk babası Cemal Gedik ”10 senedir bu işi yapıyorum 17 yaşında  Malatya Pötürge’den geldim ve bu işe başladım. Bir köylüm aracılığıyla başladım. Ilk geldiğimde biraz acemilik çektim ama sonrada alışıyorsunuz. Bir süre çalıştıktan sonra askere gittim. Askerden geldikten sonra iş aradım ama asgari ücret yetmediği için tekrar bu işe başladım. Otuz yaşındayım evliyim ve üç çocuğum var. 50 kilodan 200 kiloya kadar yük taşıyorum” diyor

Hamallık mesleği, yüzyıldan fazla bir süredir var bu topraklarda devam ediyor. Eskiden bu meslek için, ”En olmadı hamallık yaparım” denilerek, en zor zamanların mesleği benzetmesi yapılırdı. Ama artık içinde bulunduğumuz durum, işsizlik, ekonomik geçim sıkıntısı, göç sorunu derken, hamallığı da zor bulunur bir ”meslek”  konumuna getirmiş.

Author: zcnshn

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir