Seçimin görünmeyen potansiyeli ‘azınlık oyları’

Cumhuriyet’in kuruluşundan bu yana birçok azınlık halk ve farklı inanç grupları mağdur edildi. Özellikle kendi kültürlerini, dillerini ve inançlarını yaşamakta devlet baskısına maruz kalmış ve asimilasyon politikalarının hedefi olan azınlıklar, son yıllarda yürütülen demokrasi arayışlarında kendi haklarını almak için daha çok örgütlenme yoluna gidiyor. Sayılarının az olması nedeniyle çoğu zaman seslerini duyurmakta güçlük çeken veya susturulan azınlıklar ve farklı inanç grupları, taleplerini dile getirmek ve haklarını elde etmek amacıyla genellikle siyasi partileri kullanıyor. Resmi ideolojinin ördüğü duvarları aşmaya çalışan azınlıklar, kendilerine yapılan hak gasplarını dile getirecek alanlar bulmakta zorluk çekiyor. Neredeyse her seçim sürecinde siyasi partilerin oy deposu olarak gördükleri ve bir nevi ‘nabza göre şerbet’ denilebilecek vaatlerde bulundukları bu halklar, seçimlerden sonra unutulup, yeniden resmi ideolojinin inkarına mahkum ediliyorlar. Türkiye’nin kuruluşunda ve daha sonraki dönemlerinde önemli bir rol üstlenen ama daha sonraki dönemlerde imha, inkar ve asimilasyon politikalarının kurbanı olan azınlık halklar, şimdiye kadar tamamen kendi kimlikleriyle mecliste yer almış değil. Ermeni, Çerkes, Laz ve sonradan azınlık durumuna düşürülen Süryaniler de dahil olmak üzere Cumhuriyetten önce kendi kültürlerini ve kimliklerini yaşayan halklar, Türk kimliği ve siyaseti içerisinde eritilen kültürlerini son yıllarda yeniden canlandırmaya ve haklarını talep etmeye başladılar.

Rum Ortodoksları Patriği Patrik 1. Bartholomeos, Türkiye Ermenileri Patrik Vekili Başepiskopos Aram Ateşyan ve Türkiye Hahambaşısı Rav İsak Haleva

Türkiye siyasi tarihinde her seçim döneminde gelenek haline gelen, ‘kardeş halklar’, ‘hak iadeleri’, ‘kimliklerin tanınacağı’ söylemleri, içinde bulunduğumuz 7 Haziran genel seçimleri sürecinde de meydanlarda dile getirilmeye devam ediyor.  Özellikle son yıllarda demokrasi açısından gelişmeye çalışan Türkiye’nin, Kürtlerle girdiği ‘demokratikleşme’ süreçlerinin, azınlıkların ve farklı inanç gruplarının kendilerini daha iyi ifade etmesini sağladığı söylenebilir. Azınlık ve inanç gruplarının hak taleplerini daha fazla dile getirmeye başlaması ve seslerinin daha gür çıkması, seçimlerde oy toplama yarışına giren siyasi partilerin de buna yönelik politikalar geliştirmesini sağlamış bulunuyor. Nitekim AKP, CHP, HDP ve MHP gibi Türkiye’nin en büyük dört partisinin daha önce hiçbir seçim sürecinde olmadığı kadar çok sesli ve kimlikli adaylar göstermesi de bunun bir sonucu olarak okunabilir. Çerkes, Laz, Süryani ve Ermenilerin yanı sıra Aleviliğin sorunlarını dile getiren adayların, partilerin listelerinde kendilerine yer bulması ve kendi sorunlarını dile getirerek, kimlikleriyle ön plana çıkması seçim sürecinin azınlıklar açısından en kazançlı sayılabilecek yönlerinden biri.  Gittikçe daha görünür hale gelen ötekileştirilmiş ve asimile edilmiş halklar, kendilerini ifade edecek alanlar buldukları için memnun. Seçim sürecinin son iki haftasına girdiğimiz dönemde, azınlık halkların ve farklı inanç gruplarının seçim sürecinde nasıl rol aldıkları ve hangi partiye daha yakın duracakları konusunu, Çerkes, Laz, Ermeni, Süryani ve Alevi kanaat önderleriyle konuştuk.

Çerkeslerin tercihi bağımsızlar ve HDP

Çerkes Dernekleri Federasyonu Basın Sözcüsü Murat Yalçın

Türkiye’de yaşayan azınlık grupların en büyüğü Çerkesler. Kafkas – Rus savaşlarının sona ermesi sonucunda, 1864 yılında yaklaşık bir 1 milyon 500 bin Çerkes Osmanlı topraklarına sığındı. Osmanlı topraklarına geldikten sonra da özel bir iskan politikasına maruz kalan Çerkesler, özel bir talimatname ile aynı şehirde 300 haneden fazla olmamak şartıyla Osmanlı topraklarına yerleştirilmeye başladı. Cumhuriyetin ilanından sonra kendi kimlik ve kültürlerini yaşatacak alanlar bulamayan ve devletin asimilasyon politikalarına maruz kalan Çerkesler, giderek kendi kimliklerinden uzaklaşmaya başladılar. Geçen hafta Çerkeslere uygulanan soykırımın 151. Yıl dönümüydü. Soykırımın yıl dönümü nedeniyle birçok yerde anma etkinlikleri ve protestolar gerçekleştirildi. Kendi vatanlarından koparılan ve katliamlara maruz kalan Çerkesler, Türkiye’de kendilerini ifade edecek alanlar bulmakta zorluk çeken halklardan biri.

Büyük siyasi partilerin adaylarının çoğu biyolojik, Çerkes sorunları ile fazla ilgilenmeyen insanlar

En son tespitlere göre Türkiye’deki nüfusu yaklaşık 1 milyon olan, kendi dillerinde eğitim alamayan ve kültürlerini yaşamakta zorluk çeken Çerkesler,  özellikle 2014 yılında Çerkes tabanlı Çoğulcu Demokrasi Partisi’nin(ÇDP) kurulmasıyla bu taleplerini dile getirmeye başladılar. ÇDP henüz yeni kurulmuş olması ve seçim listesinde yer almaması nedeniyle, 7 Haziran genel seçimlerinde, Çerkeslerin nüfusunun yoğun olduğu yerlerde bağımsız adaylar gösteriyor. ÇDP’nin yanı sıra, HDP, MHP, AKP ve HDP’de Çerkes adaylar göstererek çok sesli ve renkli bir aday listesi oluşturmaya çalışıyor. Çerkeslerin 7 Haziran seçimlerinde bu durum karşısında nasıl bir tavır sergileyecekleri konusunda, Çerkes Dernekleri Federasyonu Basın Sözcüsü Murat Yalçın, Çerkes toplumunda çok farklı siyasi görüşle

Jineps Gazetesi Yayın Yönetmeni Yaşar Güven

rin mevcut olduğunu ve neredeyse her partiye destek veren görüşler olduğunu belirterek, Çerkes adayların sayısının çok olmasının heyecan yarattığını söylüyor. Yalçın, özellikle ÇDP’nin gösterdiği bağı

msız adayların bulundukları illerde destek göreceklerini belirterek, “Bu Çerkesleri görünür kılma adına önemlidir. Şimdiye kadar siyasi partiler talep ve sorunlarımızı ciddiye almadılar. Büyük siyasi partilerin adaylarının çoğu biyolojik, Çerkes sorunları ile fazla ilgilenmeyen insanlar,  sadece Çerkes oldukları için aday gösterildiklerini düşünüyoruz” diyor.

Öte yandan bir Çerkes gazetesi olan Jineps Gazetesi Yayın Yönetmeni Yaşar Güven ise, Çerkeslerin seslerini daha fazla duyurabilmesi için bir parti üzerinden bunu yapması gerektiğini düşünenlerden, Güven, HDP’nin Çerkeslerin taleplerine beyannamesinde yer verdiğinin altını çizerek,  “Biz bulunduğumuz yerden HDP’yi gösterdik çünkü hemen hemen bütün Çerkeslerin altına imza atabileceği hak taleplerimizi yazıp bütün siyasi partilere gönderdik ve bunları beyannamelerinize koyun dedik. Bunu yapan tek parti HDP oldu dolayısıyla biz HDP’nin yanında durmaya daha sıcak bakıyoruz” diyor.

Ermenilerin tercihi CHP ve HDP

Kayuş Çalıkman Gavrilof

Osmanlı devletinin yaptığı soykırım ve sürgünden önce nüfusu 3 milyona yakın olan Ermeniler, uğradıkları soykırım ve sürgün politikaları sonucu nüfusu 75 bine kadar düşmüş olan azınlık halklardan biri. Kuşkusuz Ermeniler hem uğradıkları katliam ve sürgünler hem de kendilerine karşı hala devam eden devlet politikaları nedeniyle en çok politize olmuş halklardan biri. Şimdiye kadar kendi kimlikleri ile mecliste yer bulamayan Ermeniler, bu seçim sürecinde özellikle HDP’nin gösterdiği Ermeni adaylarla mecliste yer almaya çalışacaklar.

HDP, Ermenilerin kendini ifade edebilecekleri tek alan olarak görülüyor.

1915 Ermeni soykırımının 100.yılında, AKP başta olmak üzere üç büyük partiden bir uzlaşma adımı bekleyen Ermeniler, bu beklentilerinin boşa çıkmasının yanı sıra, bu üç büyük partinin soykırımı inkar noktasında ortak kınama mesajları yayınlaması nedeniyle, Türk siyasi partilerine mesafeli bir yaklaşım içerisindeler. HDP ise Ermeni soykırımının tanınması beklentisini karşılayan tek parti niteliğinde olması nedeniyle, Ermenilerin kendini ifade edebilecekleri tek alan olarak görülüyor. Her ne kadar HDP’nin seçim beyannamesinde soykırıma dair bir tanımlama yapmaması Ermeniler açısından bir eleştiri noktası oluştursa da, birçok kesim bunun Türkiye siyasi arenasında var olabilme çabasının bir sonucu olduğu görüşünde. Kayuş Çalıkman Gavrilof, Ermenilerin seçim sürecinde bir blok olarak bulunmadıklarını, siyasi eğilimleri hakkında kesin bir şey söylemenin mümkün olmayacağını ama son seçim sürecinde HDP’ye doğru bir kaymanın gerçekleştiğini söylüyor. Gavrilof ayrıca daha önceki cumhurbaşkanlığı seçimlerinde Ermenilerin çoğunluğunun Selahattin Demirtaş’ı desteklediklerini ama bunun sadece kişisel bir sempatiden kaynaklandığını kaydederek, bu seçimlerde ise AKP’nin 100.yıl tavrının ve azınlıklar konusundaki vaatlerin yetersizliğinin etkili olduğunu söylüyor. HDP’nin bir Kürt partisi olarak algılamadığı ve Ermeniler için bir ifade alanı olarak görüldüğünü söyleyen Gavrilof, CHP’nin de kemikleşmiş bir Ermeni tabanının olduğuna dikkat çekerek, “CHP’yi destekleyen Ermeniler yine CHP’yi destekleyeceklerdir. CHP’nin kemikleşmiş bir Ermeni seçmeni var. Buna rağmen CHP içerisinde yer alan genç kesim bir sorgulamaya doğru gidiyor ve buradan koparlarsa HDP’ye geçebileceklerini söyleyebiliriz” diyor.

Lazların oyları dağılacak

Laz Kültür Derneği Başkanı Memedali Beşli

Türkiye’deki nüfusu 250 binin üstünde olan Lazlar, Türkiye’de kendilerini en az ifade edebilen halklardan biri. Aslında Osmanlı devletinden önce kendi öz kültürünü ve dilini yaşayabilen Lazların yaşadıkları bölgeye 1923 yılına kadar da Lazistan sancağı deniliyordu. Ancak Cumhuriyetin ilan edilmesinden sonraki yıllarda, diğer halklar gibi Lazlar da asimilasyon ve baskı politikalarına maruz kaldılar. Azınlık durumuna düşürülüp, asimilasyon politikalarının kurbanı olan Lazların en büyük sorunlarından biri ise Lazcanın unutulmaya terk edilmiş olması. Hem Türkleştirilmeye çalışılmış hem dilleri asimile edilip yok olma tehlikesiyle karşı karşıya bırakılmış olan Lazların büyük bir kesimi sisteme entegre olmuş ve artık kendini Türk olarak ifade ediyor. Ancak buna rağmen Laz kimliğini ve dilini yaşatmaya çalışan, kimlik mücadelesini yürüten Laz kurum ve örgütleri mevcut. Bu kurumların dile getirdiği en büyük sorun ise Lazcanın artık unutulan bir dil haline gelmiş olması ve devletin bu konuda hiçbir adım atmayıp tepkisiz kalması. Lazların asimilasyon ve Türkleştirme politikalarının mağduru olmaları her ne kadar diğer azınlıklarla ortak bir yön olsa da, aslında Lazların bu uygulamalara maruz kalma şekilleri farklılık arz ediyor. Devletin alışkın olduğumuz inkar ve imha politikalarının tam tersine, Lazlara karşı tamamen sessiz ve tepkisiz kalıp ve hiçbir adım atmaması bu kimlik ve kültürün Türkiye’deki tekçi zihniyet içerisinde erimesine ve giderek yok olmasına neden oluyor.

Lazların politikleşmesi noktasında, Lazlar için uzun bir zamana ihtiyaç var.

Sisteme entegre olan Lazlar siyasi arenada genellikle en güçlü partilere destek olmuş ve iktidara yakın duran bir tavır sergilemişken, son yıllarda kimlik arayışına giren ve hak talebinde bulunan bir kesim de mevcut. Siyasetçilerin ‘kardeşliği’ ve ‘eşitliği’ vurguladığı konuşmalarından eksik edilmeyen Lazlar, tıpkı diğer halklar gibi şimdiye kadar kendi kimlik talepleriyle mecliste yer almış değil. Ancak şimdiye kadar mecliste kendilerini ifade etme şansı bulamayan Lazlar da, 7 Haziran seçim sürecinde siyasi partilerin azınlıklara karşı başlattığı ataklardan payına düşeni alıyor. Siyasi partilerin daha önceki seçimlere göre en çok Laz aday gösterdiği seçimlerden biriyle karşı karşıya olduklarını ifade eden Laz Kültür Derneği Başkanı Memedali Beşli, adayların Laz olmasından çok Laz kimlikleriyle aday olmasının daha önemli olduğunu söylüyor. CHP’nin Rize adayının Laz kimliğiyle öne çıktığını buna benzer bir adayın da İstanbul’dan bağımsız olarak aday olduğunu belirten Beşli, 7 Haziran seçimlerinin siyasette Laz kimlikleriyle dahil olmaları açısından bir ilk olduğunu ve kendileri için önemli olduğunu söylüyor. HDP’nin de Lazlardan oy alabileceğini ama bunun genellikle diğer partilere olan tepkilerden kaynaklanacağının altını çizen Beşli, “Tabii Lazlar oy kullanırlarken muhtemelen Laz kimliklerini ön sıraya koyup oy kullanmayacaklar. Daha çok politik kimliklerini ifade eden partilere yöneleceklerdir. Lazların politikleşmesi noktasında, Lazlar için uzun bir zamana ihtiyaç var. Daha çok dağınık bir oy dağılımı yaşanacaktır” diyerek, çoğunlukla en çok oy alan partilere yönelebileceklerini söylüyor.

Süryanilerin tercihi HDP ve AKP

İstanbul Süryani Kadim Meryemana Kilisesi Vakfı Başkanı Sait Susin

Ermenilere yapılan soykırım gibi Türkiye’de yaşayan ve soykırıma uğrayan bir diğer halk da Süryaniler. Türkiye’deki nüfusu son verilere göre yaklaşık 25 bin olan ve 1914- 1920 yılları arasında Osmanlı birlikleri tarafından sürgün ve katliama maruz kalan Süryaniler, Cumhuriyetin kuruluşundan sonra kendi kimlik ve kültürlerini yaşayacak alanları tekrar var edebilmiş ve Lozan antlaşmasına kadar herhangi bir baskı ve asimilasyona maruz kalmamışlar. Ancak Lozan antlaşmasında yer alan Türkiye sınırları içerisinde Müslüman olmayan herkesin gayrimüslim olarak azınlık sayılacağı maddesi Süryanilerin tekrar baskı ve asimilasyon politikalarının hedefi olmasına neden oluyor. Süryanilerin Lozan imzalanırken kendilerini azınlık olarak görmediklerini ve yaşadıkları toprakların asli unsurları olduklarını söylemeleriyle Türkiye’de durumları bir belirsizlik içine düşüyor ve azınlıklara tanınan haklardan da mahrum kalıyorlar.

13 yıl boyunca birçok eksik olmasına rağmen yine de birçok hakkın iade edildiğini görüyoruz

O zamana kadar kendi dillerinde okulları olan ve kültürlerini yaşamakta herhangi bir sorun yaşamayan Süryanilerin, bu belirsizlikle birlikte okulları kapatılıyor. En son 2012 yılında anayasa mahkemesine yaptıkları başvuru ile birlikte bu belirsizliği ortadan kaldırmak isteyen Süryaniler, başvurularının kabul edilmesi ile birlikte azınlık statüsüne girip 86 yıl sonra ilk okullarını açtılar. Nüfusunun çoğunluğu Mardin’de ve İstanbul’da yaşayan Süryaniler, nüfuslarının az ve dağınık olması nedeniyle siyasi partilerin özel politikalar geliştirmediği bir kesimi oluşturuyor. Genellikle Kürt siyasi partilerine yakın duran Süryanilerin bir birçoğu da döneminin iktidar partisine yakın duruyor. 7 Haziran genel seçimlerinde HDP’nin Mardin’de Süryani aday Erol Dora’yı göstererek Süryani oylarına talip olması olumlu bir etki yaratırken, bunun yanı sıra İstanbul’da yaşayan Süryanilerin AKP’ye yakın durduğunu söylemek mümkün. İstanbul Süryani Kadim Meryemana Kilisesi Vakfı Başkanı Sait Susin, bütün siyasi parti temsilcilerinin kendilerini ziyaret etiğini ve onlara taleplerini ilettiklerini belirtiyor. “Uygulamaya baktığınız zaman, son 13 yıl boyunca birçok eksik olmasına rağmen yine de birçok hakkın iade edildiğini görüyoruz”  diyen Susin, bundan sonra iktidara gelecek olan partilerin tavırlarının belirsiz olduğunu söylüyor.

Aleviler HDP’nin barajı geçmesini istiyor

Demokratik Alevi Dernekleri Federasyonu Eş Başkanı Murat Işık

Kimliklere karşı yürütülen asimilasyon politikaları, Türk – İslam sentezi içerisinde eritilmeye çalışılan Alevilik içinde sürdürülmüş ve sürdürmeye devam ediyor. Yıllarca devletin Dersim, Sivas, Çorum, Maraş ve Madımak katliamlarıyla yüzleşmesini ve özür dilemesini isteyen Aleviler, devletin bu konuda herhangi bir adım atmamasından şikayetçi. Özellikle 7 haziran genel seçimleri öncesinde Alevilerin sorunları ve talepleri yapılan konferans, toplantı, sempozyumlarla daha önce hiç olmadığı kadar dile getiriliyor.

HDP’nin barajı geçmesini isteyen büyük bir alevi kesimi var.

Siyasi partilerin oy deposu olarak gördükleri aleviler hem örgütlü olmaları hem de devletin ve iktidarın yaklaşımlarından edindikleri tecrübelerle, seçim sürecinde partilerin vaatlerini ince eleyip sık dokuyan bir kesimi oluşturuyor. Alevi toplumu hakkında aleviler dışında herkesin konuştuğunu ifade eden Demokratik Alevi Dernekleri Federasyonu Eş Başkanı Murat Işık, şimdiye kadar taleplerin devlet ve hükümet tarafından karşılık gördüğünü düşünmediğini söylüyor. Ancak aleviler içinde farklı yaklaşımlara da hakim, alevilerin seçim sürecindeki yaklaşımları hakkında kendisinden de görüş almak istediğimiz Cem Vakfı Başkanı İzzettin Doğan ise bu konuda yorum yapamayacağını ifade etti. Alevi toplumunun büyük bir kısmının CHP’nin etrafında toplandığını söyleyen Murak Işık, HDP’nin de alevi toplumunun ihtiyaç ve taleplerini parti programına aldığını hatırlatarak, ”Burada şöyle bir durum ortaya çıkıyor; barajı geçmeyen bir HDP kuşkusuz alevi taleplerinin görünürlüğünü daha cılız hale getirecektir. Bu yüzden HDP’nin barajı geçmesini isteyen büyük bir alevi kesimi var. Farklı kesimlerle yaptığımız görüşmelerde de birçok ailenin oylarının yarısını HDP’ye yarısını CHP’ye verme gibi bir bölüşüm içerisine girdiğine de şahit olduk” diyor.

 

 

Author: zcnshn

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir